Hatırlarsanız eğer ilk ciltte en son Takeo ve arkadaşlarının yakalanması ile bitmişti. Tabii bu arada Akuma ve ordusu da imparatorluğa yürümekteydi. Yani en heyacanlı yerinde bıraktık.
Merak etmeyin bu ciltte sonuna ulaşacağız. Tabii ki aklımızda sorular kalarak.
Amacına git gide yaklaşmakta olan Akuma imparotorluğu artık avuçlarının arasına almıştır. Birliklerinin sayıca üstünlüğü karşısında ise İmparator pes etmemekte kararlıdır. Bunlar yaşanırken Yüce Yalvaç adına ayine başlanılmıştır. Kutsal kan olan Natsumi ile yapılan ayin ters gider. Bu anı fırsat bilen Takeo ve Şiro harakete geçer ve mabedi yıkar. Mabedin yıkımıyla Akuma'nın gücü yok olur ve birlikleri dağılır. Bu şekilde 4 albüm süren hikayemiz sonlanır. Ama cildimiz 3 albümden oluşmaktadır. İlk akbümün sonunda Takeo sonunda en başta abisini aramak üzere çıktığı yola devam eder ve Issız Ada'ya olan yolculuğuna başlar.
Ada'ya ulaştığında Ada'nın ismi gibi ıssız olmadığını fark eder. Halk bir şekilde hayatına devam etmektedir. Süre gelen bu yaşamın ardında bir lanet yatmaktadır ne yazık ki. Bu sırdan bir haber olan Take ise abisini aramaktadır.
Arayışları devam ederken kendisini bir etkinliğin ortasında bulur. Abisini araken ilk hikayeden hatırlayacağımız alkolik keşiş ile karşılaşır. Arayışları devam ederken etkinlik hakkında daha çok şey öğrenmeye başlar ve bunun sıradan bir etkinlik olmadığını öğrenir. Bu Nobunaga Klanı'nın her yıl haraç toplamak için yaptırdığı bir etkinliktir aslında. Haraç adı altında bir de duello düzenlenir. Eğer ada halkının seçtikleri şampiyon duelloyu kazanırsa haraçtan yırtacaklardır. Aksi taktirde her yıl olduğu gibi bu yılda ödemek zorundadırlar. Tüm bunlar yaşanırken Takeo bir anda kendini efsane samuray Şobei'nin karşısında bulur. Kıran kırana edecekleri mücadele öncesi bir takım olaylar gelişir.
Yine görsel şölene ve harika olay kurgusuna maruz kaldığımız bu ciltte bir kez Takeo bizi kendine hayran bıraktırıyor. Haftaya bir boş yazıda daha görüşmek üzere esen kalın.