20 Şubat 2019 Çarşamba

You(2018)

  Uzun zaman sonra ilk yazımı bir dizi üzerine yazıyorum. Sebebi ise You'nun beni etkilemiş olması. 2014 yılında Dexter'ı izlerken çok etkilenmiştim. Dexter bize kendi dünyasını tamamiyle açmıştı. Onun yaşadıklarını, düşündüklerini sanki biz de yaşayıp, düşünüyorduk. Bir nevi onun hayatını yaşıyorduk. Evet yaşayış tarzı pek de doğru değildi. Sonuçta bir çok insanın hayatını almıştı ve başkalarının hayatları üzerine karalar veriyordu. Ama benim burada bahsettiğim dizinin işleyişi. You da aynı bu şekilde. Biz Joe'nun dünyası ile paralel bir zaman geçirmeye başlıyoruz. Şu an dizinin içeriğinden değil tamamiyle yapısından bahsediyorum. 5 yıl sonra Dexter'da hissettiklerimi tekrar You sayesinde hissettim. You bu yüzden benim için önemli bir dizi. İçerik ile ilgili konuşmak istemiyorum çünkü dışarıda bir sürü bununla ilgili içerik var. Benim okumayı seven insanlar neden Dexter ve You bu şekilde anlattığımı anlayacaktır. Neyse boş bir yazıda görüşmek üzere esenle kalın.

Boş Bir Karar

  Bugün yazılarımı artık istediğim gibi yazmaya karar verdim. 2 aydır bloguma yazı yüklemiyordum. Taslaklarım vardı ama hiç birini yüklemedim. Yazılarımı hep ticari bir ağızla fark ettim. Artık öyle yazmayacağım. Site üzerinde birtakım kişiselleştirmeler üzerine gideceğim. Ama format yine aynı kalacak. Kim okuduğu ya da okumadığı pek de umurumda değil. Yazıların uzun olup olmadığı da umurumda değil. Benim sitem sonuçta öyle değil mi? Bugünden itibaren siteyi güncelliyorum. Görüşmek üzere esenle kalın.

5 Aralık 2018 Çarşamba

Brodie Raporu - Jorge Luis Borges

  Bugün daha önce Boş bir yazımda bahsettiğim Brodie Raporu hakkında biraz konuşacağım. Neden Borges'in bu kitabını peki? Önce biraz Borges'dan bahsetmek istiyorum. Kendisi İngiliz asıllı bir ailenin çocuğu olmaktadır. Birçok ülkede bulunmuş; İngilizce, İspanyolca, Almanca, Fransızca ve Latince öğrenmiştir. Dergilerde çalışmış, derseler vermiş. Düzyazıyla şiiri birleştirip kendine özgü bir yazım kullanmıştır. Yıllar sonra bir kalıtsal hastalık sebebiyle tamamen kör oldu. Ama o yılmadı ve edebiyatı bırakmadı. Onun İspanyolcası için Perulu romancı Mario Vargas Llosa şunları söylemiştir:

  ''Borges'in düzyazısı genelgeçer kurallara aykırıdır, çünkü titiz bir tutumla, az sözle ifadeyi yeğleyerek, İspanyol dilinin aşırılığa olan eğilimine derinden derine karşı gelmektedir. İspanyolcanın Borges ile anlaşılır hale geldiğini söylemek, bu dilde yazan başka yazarlara hakaret gibi gelebilir, ama değil... Borges'de daima mantıklı, kavramcı bir düzey vardır, geri kalan her şey buna hizmet eder. Onunki, hiçbir zaman aşağı bir düzeye indirilmemekle beraber, dolaysız ve ölçülü sözlerle ifade edilen berrak, saf, aynı zamanda olağanüstü fikirler dünyasıdır.''

  Bu sözler aslında Borges için hiçbir şey çünkü onun yalnızca bir özelliğini açıklamakta. Oysa birçoğunun yanında bir hiç. Borges hayatını etkileyen bir etken vardı o da körlük. Lakin o körlüğü eski bir dostuymuş gibi karşıladı ve onu yadırgamadı. Körlüğü hakkında şu sözleri sarf etti:

  ''...okuyamamanın belli bir yararı olduğu söylenebilir, çünkü okuyamayınca zaman başka bir biçimde akıyor. Gözlerim görürken, hiçbir şey yapmadan yarım saat geçirecek olsam, çıldırırdım, çünkü okumam gerekirdi. Ama şimdi uzun zaman yalnız kalabiliyorum. ''

  Körlüğü onun için bir engel teşkil etmiyordu. Borges hakkında biraz fikir sahibi olduysak eğer biraz da kitap hakkında boş yapalım.
  Din, kültür, ölüm gibi gündelik hayattan konuların işlendiği 11 öyküden oluşmaktadır. Bu kitap aslında Borges'in en sıradan öykülerini barındırıyor ama Borges okumaya başlamak isteyen için de aynı zamanda ideal bir eser. Brodie Raporu bize hayatın içinden gelen öykülerle gözden kaçırdığımız şeyleri gözler önüne sürüyor. Bize dersler vereceğine bildiğimiz şeyleri farkına varmamızı sağlıyor. Edebiyatta yeni bir dönem başlatan bu adamı eğer okumaya başlamadıysanız eğer bu kitap sizin için ideal. Ne yazık ki öykü kitapları hakkında bahsedecek fazla şey bulamıyorum. O yüzden bu kısa yazıyı ''Yaşlı Kadın'' öyküsünden bir alıntıyla sonlandırıyorum. Bir boş yazıda daha görüşmek üzere esen kalın.

  ''Bilindiği gibi uyku, eylemlerimizin en gizemlisidir. Yaşamımızın üçte birini uykuya ayırırız, yine de onu bir türlü anlamayız. Kimilerine göre uyanık kalışımızın gölgelenmesinden başka bir şey değildir; kimilerine göre dünü, şimdiki zamanı ve yarını içten karmakarışık bir durumdur; başka birilerine göre de kesintiye uğramamış bir dizi düştür.'' 

24 Kasım 2018 Cumartesi

Boş

  Bugün biraz blogculuk yapıp öylesine boş konuşacağım. Çünkü canım öyle istiyor, burası benim blogum sonuçta. İki haftalık vize döneminde çıktığım bu günlerde neler oluyor? Tabii birde dokuz haftalık güz dönemini geride bıraktım. Benim açımdan değişik bir süreçti. Denizcilik fakültesindeki ilk yılım ve hazırlığı atlayarak okula başladım. Pek üniversite hayatı yaşadığım söylenemez. Ama genel olarak memnunum. 9 haftada birçok dizi izledim, kitap okudum, insanlar ile tanıştım, yeni şeyler öğrendim. Bugün de biraz ondan biraz bundan bahsedeceğim.
  Öncelikle kitaplardan bahsetmek istiyorum. Öncelikle Aşk ve Gurur'u ve Yüzyıllık Yalnızlık'ı okumayın. İkisininde Can yayınları baskısını okudum ve pişmanım. Haklarında kesinlikle özel bir yazı yazmak istemiyorum. Aşk ve Gurur, eğer Fox dizilerini seviyorsanız okuyabileceğiniz aksi taktirde zaman israfı yapacağınız bir kitap. Yüzyıllık Yalnızlık ise bir ailenin nesillerce süre gelen olayları çevresinde işleniyor. Ama olaylar birbirine olan bağlantısı kopuk ve betimlemeler yetersiz. Ama karakterler şaşırtıcı derecede güzel yaratılmışlar. Bu iki kitabın hayatlarınıza bir şeyler katacağını düşünmüyorum.
  Bu hafta hakkında yazmayı düşündüğüm iki parçadan bahsetmek istiyorum. İlk olarak Brodie Raporu - Borges'ı yazacağım. Bir dönem açıp kapayan Jeorge Luis Borges'ı uzun zamandır blogumda ağırlamak istiyordum. İkinci olarak güncel okuğum serinin 3. cildi olan Batman: Ailenin Ölümü olacak. New 52'nin en iyisi olan Batman'den yola devam edeceğim. Blogdaki diğer Batman yazılarıma tıklayarak ulaşabilirsiniz.
  Kitaplar hakkında bahsetmek istediğim son konu da Sandman. Sandman serisinin devamı gelecek. Uzun zamandır piyasada Sandman'in 2. cildi olan Bebek Evi'i bir türlü bulunmuyordu. Ama İthaki bikaç gün önce 2. baskı haberini verdiği için yakın zamanda seriye devam edebileceğim.
  Bir de yazmayı düşündüğüm iki dizi var. Biri tek solukta izlediğim Chilling Adventures of Sabrina. Diğeri de harika yaratıcılık ile kurgulanmış olan Luther.
  Bir de ön siparişini verdiğim oyun Artifact var. Sizde benim gibi Dota ve Hearthstone seven biriyseniz almayı düşünebilirsiniz. Tabii çıkmamış bir oyunu almanız hakkında öneride bulunamam ama göz atmanızı önerebilirim.
  Son olarak Bohemian Rhapsody var. Queen dinlemekten azıcık bile keyif alıyorsanız filmi fırsatınız olduğunda izlemelisiniz. Queen'e olan bakış açınız değişecek ve grubu daha çok seveceksiniz. Film her ne kadar Freddie Mercury etrafında ilerlese de Queen'in gelişimine tanık ayrı bir haz veriyor. Oyunculukların harika olduğu ve başrollerde Rami Malek, Ben Hardy gibi bilindik oyuncular var. Filmi izlerken yanınızda peçete bulundurun çünkü duygulabilirsiniz. Bir boş yazıda daha görüşmek üzere esen kalın.

11 Kasım 2018 Pazar

Sarı Sıcak - Yaşar Kemal

  Bu hafta yaşadığımız hayatın koşturmacasından uzaklaşıp Çukurova bölgesine gidiyoruz. Hazır vize haftası da gelmişken kafamızı biraz dağıtlaım. Köy insanın hikayelerini okurken modern dünyadan kendimizi koparıyor, lüzumsuz sorunlarımızı düşünüp gülüyoruz. Kitabı okurken zorlanabilirsiniz. Çünkü kitaptaki dialoglar gündelik hayatta kullandığımız İstanbul Türkçesi değil. Kitapta Anadolu halkının yaşadığı tüm olaylara karşı nasıl beraber olup üstesinden geldiğini anlatıyor. Bunları okurken aslında gün içinde yaşadığımız sorunların ne kadar önemsiz olduğunu düşünebiliyoruz. Öyle ki Anadolu insanı bizlere bu kitapta olan 22 hikayede büyük dersler veriyor.
  Kitabımız 235 sayfadan oluşmakta olup Türkiye'de ilk olarak Varlık Yayınları tarafından 1952 yılında basılmıştır. Piyasadan 8-10 TL aralığında bir fiyata bulabilirsiniz.
  Kitap hakkında bahsedebileceğim fazla bir şey yok. Çünkü 22 öykünün herbiri başlı başına bir olay. Ama size şunu söylebilirim ki Osman için ağlamamak için kendinizi zor tutacaksınız. Onun bu tarifsiz hırsına hayran kalacaksınız. Kitapın ismi de olan Sarı Sıcak ve ardından gelecek hikayeler hayata olan bakış açınızı değiştirecek. Haftaya yazı gelmeme olasılığı çok yüksek çünkü vizelerim var. Ama dolu dolu bir çizgi roman yazısı da gelebilir. Bir boş yazıda daha görüşmek üzere esen kalın.